12.31.2012
İnsanlığın Dini : Hoşgörü
Anlatıyorum,istersen dinlersin..Bugün yılbaşı;yeni bir seneye giriyoruz..Yeni umutlar,dilekler,temenniler..Birçok insan yeni bir yaş daha aldığı için mutlu;kimisi hüzünlü büyüdüğü ve sorumluluğa doğru bir adım daha ilerlediği için..İnsanlar bütün dünyada,sanıyorum aynı zamanda saat farkıyla yeni yıla giriyor..Planlı yaşayan markayla düşünen ona yapıştırılan yaftalarla karakterini belirleyen kişi,olaylara karşı verdiği reaksiyonlarla farklılaşabilir..Mesela gözümü açtığımdan itibaren hayata;bana öğretilen ve dayatılan,yani kastettiğim sadece ailede gördüğüm değil,mekanizmatik olarak neyi algıladıysam bana mantıklı gelen beni eğlendiren bana yaşam sevinci aşılayan ne varsa benim yolum olmuştur.Böyle düşünmem için benim bir kuruma,kültüre ya da farklı ülkelere ihtiyacım yok.Çünkü bana göre insan bir ülkedir.Kendi içinde iç çatışmalarıyla meleki ya da şeytani düşünsel gücünü birbiriyle çatıştırabilir ya da bir ittifak kurdurabilir..
Aslında ben kendime baktığımda kimlik olarak müslümanım.Ama ne kadar;bu tartışılabilir..Fakat tartışan ben olmam.İnsani birtakım kavramları;hiçbir kurum ve sistem farklı düşündüremez.Çünkü ben,hangi uyruğa doğduğumu ve hangi dine bağlı olduğumu bilmeden doğdum.Memnun değil miyim;haşa..Bu benim için tartışma konusu bile olamaz.Elhamdülillah elimden geldiği kadar müslüman kimliğimle yaşamaya gayret ediyorum.Sorun ne?Bana göre sorun yok..Son zamanlarda dünyada küçük toplumların arasında insan fanatizmi,ırkçılık oldukça popüler olmuş.Bunu kendi dinimde de görüyorum.Birçok insan kendisini ifade edebilmek için yapabildiği kadar iyi olan ne varsa kendi seçimi olduğunu düşünerek bununla böbürlenir.Ama bu özgürlüğü karşı tarafa vermez.Onu bir şekilde eleştirerek aşağılayarak kutuplaşma bozgunculuk çıkararak kendisine kimlik kazandırır.Ben şunu hazmedemiyorum;hele şu ara sosyal paylaşım sitelerine baktığımda arkadaşlarımızın dünyayı sadece kendi gözlerinden gördüğünü ve bunu diğer insanlara dayattıklarını görüyorum..Bu hangi dinden olursa olsun;bana göre kötü kötüdür,iyi iyidir.Yani insanlığın dini tektir.Merhametli olmak için bir dine mensup olmamız gerekmiyor.İnsanlara tebessüm etmek yardımda bulunmak onların dertlerini paylaşmak onları anlamak için bir kuruma bağlı olmak gerekmiyor.İnsanı insanla kirlettiğimiz gibi ayrıca aklayabiliyoruz da..
Bu işin insani boyutu..Şimdi konunun bir de dini kısmına bakalım.Şöyle diyoruz;"Noel Baba bizim dinimizde yok." vb..Yılbaşı,anneler günü gibi insanı hatırlatan herhangi bir özel gün ve isterse bize ait olmayan ama içinde birliği ve düzeni barındıran şefkati hatırlatan dünyanın neresinde olursa olsun bizimle alakalı olmayan farkında olmayarak taklit ettiğimiz bunun gibi çok şey var..Mesela şöyle diyorlar;"Batılı da bizim Kurban Bayramı'mızı kutluyor mu?" Sürekli sürekli irdeliyoruz.Hep hesapçıyız.İşimize gelmeyen şeyleri eleştiriyor;işimize gelen şeyleri hayatımızın içine alıyoruz.Hatırladığım kadarıyla teknolojiyi hep o beğenmediğimiz toplumlardan alıp kendimizle özdeşleştiriyoruz.Sonra;"Bizler farklıyız.." deyip kendimizi başka bir yere koyuyoruz.Onlar dediğimiz kesimin yaklaşık yüz senedir etinden,sütünden;giyim şeklinden;şarkısından,türküsünden yararlanıp son model ne varsa takip ediyoruz.Ve sonra da riyakârlık yapıp içimizdeki vicdanla,hani sözüm ona müslümanız ya,arada bir hatırladığımız dinimiz,hele bir de yılbaşı geldiyse hiç susmayan çenemiz..
Ben dürüstlükten yanayım.Tam olarak olamıyoruz.İğneyi ilk önce kendime batırıyorum;çuvaldızı başkasına..Biz kendi içimizde müslümanlığın neresindeyiz;dini ne kadar çok yaşayabiliyoruz;kendi nefsimize söz geçirebiliyor muyuz?Kendim için söyleyeyim;n'asıl yaşıyorsam o..İçtiğimiz ve tedavi olduğumuz reçetesi bile yabancı olan ilaçlarla şifa buluyoruz.Bilmediğimiz lisanlar ama nefret ettiğimiz insanlar..Elhamdülillah müslümanım..Yaradan'ı ne hatırlatıyorsa ben orada varım..Herkese hayırlı seneler..İman,sağlık,huzur,barış diliyorum "ayrıca bütün dünyaya"..Yaratılanı sevelim;Yaradan'dan ötürü..
12.24.2012
Havva'nın işi zor..
Bugün mütevazı olmaktan bahsedeceğim..Hiç kimse kendine kibirliliği yakıştıramaz.Mesela sorulduğunda; "Ben çok alçak gönüllüyüm.Her yere uyarım.Kılı kırk yarmam.Armudun sapı;üzümün çöpü demem." derler.Yani bunları söylemekle kendisinin mütevazı mı olduğu çıkar ortaya?Yoksa; "Ayinesi iştir kişinin;lafa bakılmaz." atasözü böyle kişilikler için de söylenmiş olabilir mi?
Mesela ben bu yazıyı yazarken kendime bile; "Bu ne cüret?Sen yazı yazacak birilerine ahkam kesecek kadar engin bilgilere sahip değilsin." diye soruyorum.Sonra cevabında; "Ben zaten yazmıyorum,konuşuyorum;böyle yaşıyorum,böyle hissediyorum." Bu zamana kadar hayatımda rastladığım yaşadığım ortamda;yakınımda,uzağımda yani yol aldığım her yerde bu tip insanlarla kesinlikle muhatap oldum.Bizler inanan olarak bir türlü peygamber efendimizi iyi anlayamıyoruz.Onun için 'gelmiş geçmiş en iyi insan' diyoruz.Bunun için bile kişinin kendinden şüphe etmesi gerekir.Çünkü "O",Allah'ın sevgilisi diye nitelendirilmiş rahmanın ismiyle yazılmış..Ne cüretse "O"na 'gelmiş geçmiş en iyi insan' demenin,hâşâ,"O"nu bir platformda yarıştırmaktan hiçbir farkı kalmaz.Ben kendi adıma üzülüyorum..
Öyle insanlar gördüm ki ihtiyacı varken kimseye el açmayan..Öyle insanlar da gördüm ki el açtıkça zenginleyen..Peygamber efendimizi alçak gönüllülüğüyle,mütevazı kişiliğiyle,şefkatiyle ve merhametiyle tanırız.Biz onu ne kadar çok yaşıyoruz ki eğer müslümansak..Ha diyelim değiliz;bu bizim ukala olmamızı geldiğimiz yeri unutmamızı ve maddeyle insanlaşmayı asla gerektirmez..
Görgü,eğitim,anlayış bunlara meraklı olana..Çünkü bana göre her şeyin sanatçısı olabilir.Dürüst bir yaşamın insanı olmak sertifika gerektirmez."Bu tuzlu,bu çok acı,bu çok çirkin,bu çok tatsız,bu çok küçük,ben ona mı layığım,vb." gibi büyük sözler;küçük lokmalar..Neydik,ne olduk,ne olacağız..
12.20.2012
İyisi mi cahil kalın..
Cahil kalın.Öğretmen,doktor,mimar,vb. olun.Hatta bazen ünlü düşünün.Ama sakın öğrenmeyin.Mutlaka okuyun.Ama numaradan,pratikten,el yordamıyla cahil kalmak için okuyun.Çünkü cahillikten çıkmak için bir meslek edinmeniz şart.Eğer bu mesleklerden edindiyseniz sizin için yeterli.Çünkü kimisi için etiket cahilliğini örtebilir.Ama kastettiğimiz sadece okuma yazmaya meslek edinmeye yönelik eğitilmekse..
Çünkü eğitilmek doğuştan başlar.Sormayla merakla bazen yoklukla bazen varlıkla..Çünkü ben şunu anladım.Hangi konuda hassassam karşımdakini de öyle sandım.Benim canımı acıtanın onun da canını acıtacağını sandım.Ben ne kadar fedakârlık yaparsam mutluluğu tamamlar sandım.Ve dikkat ederseniz birçok kesim ve belki de entel denen camia yazımı okusaydı;çok acıtasyon bulurlardı.Ama şimdi böyle hissediyorum.Bu soylu kesim,bu tip konuşmaları daha dinlemeden alaturka bulabilir.İşte kastettiğim buydu.Yani bir grup insan kendi içinde birtakım gettolar oluşturmuş kro,avam,gericilik,vs. kelimeleri ağızlarına sakız etmiş durumdalar.Ve onların tabiriyle;halk denen kesim dört duvar okumamış hayata emek vermiş ve fiilen eğitim görmüş ve ölene kadar sürecek muhasebe yapabilecek hayatın ona sunduğu öğretmenle yaşam boyu öğrenmeye devam edecektir.Ve onlar bu beğenmedikleri topluluğu her daim reddedebilirler.Ama anlayamadıkları bir şey var.Kimliklerini bu tip topluluklara borçlular.Şu içinde bulundukları mevkiler beğenmedikleri toplumlara hizmet vermek için..
Sözüm ona okuyup adam olurlar.Ama gelişmiş bir insan olamazlar.Çünkü bunun için ilk önce inanan olmak lazım.Yaradana ve onun yarattıklarına dünyaya gönderdiği-adına üzüntü,sıkıntı,varlık,yokluk,düşmek kalkmak kibir,acı,vs. denen- öğretmenlerimize inanmak..Bunları reddettiğimiz sürece bize hiçbir şekilde isim verilemez.Çünkü öğretmen ve öğrenci olmadan önce hepimizin ilk önce mümin ismini alması lazım.Dünyevi ihtiyaçlarımızı giderebilmek saygın meslekler edinebilmek sözüm ona daha çok para kazanabilmek için okumaya tamam ama adam olmak için okumaktan ziyade ilk önce iman asıl olan.Çocuklarımıza ne kadar çok mal,mülk bırakacağımızı düşünmek de güzel.Ama onlara mirasımız ilk önce güzel ahlak,utançtan uzak;Allah'a yakın,'O'nu hatırlatan bir hayat olsun.Çünkü hayat öğretiyor..
12.19.2012
Bilmek istemiyorum..

12.18.2012
Biz neyiz?Kimse var mı orada?
Seyrediliyoruz..Seyrediyoruz..Bu dünyanın düzeni bazen şekilsiz bazen kırık dökük..Uzaydan baktığınızda net bir daire düşünün;pürüzsüz..Yaklaştığınızda dağlara,tepelere,şekil şekil binalara,denizlere,ovalara,çöllere ve devasa yeşilliklere sahip gibi görünüyor dünya..Bazen yerleşimi adaletsiz;kurak ve kıtlık..Bazen de savaş ve ölüm yaşam biçimi..Kimi de hiç doymamışçasına aklı fikri cinsellikte ve yemekte..
Şimdi bu dünyaya kimlik kazandıralım ve ona bir karakter belirleyelim.Sonra önüne bir ayna koyalım.Seyret diyelim ya da seyredelim.Bakın bakalım;benzerliğimiz var mı..
Şekilsizlik;kırık dökük kaygılarımız,sıkıntılarımız ve umutsuzluğumuz..Dağlarımız,tepelerimiz;sarsılmaz gururumuz ve kibirimiz..Ve binalarımız;kendi kendine oluşturduğumuz sözüm ona karakterimiz..Denizlerimiz;uğruna değmeyen arzularımız,hayallerimiz ve değerlerimiz için akıttığımız gözyaşlarımız..Ve ovalarımız,çöllerimiz;işe yaramaz hissettiğimiz zamanlarda gördüğümüzü sandığımız seraplarımız..Ve devasa yeşilliklerimiz;egolarımız yükseldiğinde onore edildiğimizde sergilediğimiz tavrımız..
Gelelim adaletsiz oluşturulmuş mekanlarımıza:İyice verimsizleşip anlamsızlaşıp yetmezmiş gibi etrafa salgıladığımız negatif enerji ve devamında haklıymışçasına istediğimizi alabilmek için tercih ettiğimiz savaşlarımız..Ve sonra doyumsuzluk;erkek kadın gidebildiği yere ve birbirini yiyebildiği kadar..Sonuç;zamanın ölümü..Rahmet..Sizce biz neyiz?
12.02.2012
Kirlenmek Güzeldir..
Bugün yine açtım ağzımı,yumdum gözümü..Bugün izin verdim kendime..Hani olur da bir annenin çocuklarını güzel bir parka götürüp;'Hadi oynayın,bir saatiniz var.Kirlenin kumlarda..Düşe kalka oynayın istediğiniz gibi..Düşünmeyin;şekliniz şemaliniz bozulur diye.' demesi gibi..İşte ben de bazen böyle yapıyorum.Beynimi bütün inançlardan ayırıp özgürce bırakıyorum.Öfkemi,korkularımı,şüphelerimi ve alabildiğince sesimi boşluğa bırakıyorum.
Onlara bir set örmedim.Öfkemden herkes nasibini aldı.İçinde bulunduğum durumdan onların sorumlu olduğunu haykırdım onlara.Kim aklıma geldiyse,buna dağlar da taşlar da dahil,onları suçladım.İlk önce en yakınımdakileri..Daha sonra düşündüklerimi..Sonra da tetikleyenleri..Dedim ya;herkesi,her şeyi..Bugün yine izin verdim kendime.Bırak olgun olmayı inancı,tabuları;hepsini bir anlığına rafa kaldırdım.Bir sürü keşkeler buldum.'Keşke onları görmeseydim.','Keşke oraya gitmeseydim.','Keşke onu tanımasaydım.' Keşke,keşke..Oturdum,yetmedi;ö fkemi yenemedim.Daha da kızdım kendime.Camdan dışarı baktım.Kimi gördüysem eleştirdim;buna kuşlar,düşen bir yaprak,gökyüzü,yağmur da dahil.Çünkü onlar benim en yakınımdakiler..Çünkü onlar da benim şahidimdi..Sanki bana yeteceklermiş dur gitme diyeceklermiş bunu kendine yapma diye beni uyaracaklarmış gibi onlardan medet umdum.
İzin verdim kendime.Hayal ettim güzel bir yer,güzel bir ağaç ve o ağacın altına oturdum;düşündüm yapayalnız olduğumu kaderin eksenimde döndüğünü ve ağzımdan çıkan her kelimenin bekçisi olduğunu seni değil de yaşayacaklarının koruyucusuymuş gibi..Pusuda hazır beklercesine acımasızca nasıl da sana baktığını ne yaşayacağını bilircesine..Gücünü sınarcasına onun işine ne yarayacaksa benim ağladığım ya da güldüğüm korkum ya da cesaretim..Ne kadar da emin kendinden;hayatımızı irdeleyip ters yüz ederken ne kadar da memnun..
Onlara bir set örmedim.Öfkemden herkes nasibini aldı.İçinde bulunduğum durumdan onların sorumlu olduğunu haykırdım onlara.Kim aklıma geldiyse,buna dağlar da taşlar da dahil,onları suçladım.İlk önce en yakınımdakileri..Daha sonra düşündüklerimi..Sonra da tetikleyenleri..Dedim ya;herkesi,her şeyi..Bugün yine izin verdim kendime.Bırak olgun olmayı inancı,tabuları;hepsini bir anlığına rafa kaldırdım.Bir sürü keşkeler buldum.'Keşke onları görmeseydim.','Keşke oraya gitmeseydim.','Keşke onu tanımasaydım.' Keşke,keşke..Oturdum,yetmedi;ö
İzin verdim kendime.Hayal ettim güzel bir yer,güzel bir ağaç ve o ağacın altına oturdum;düşündüm yapayalnız olduğumu kaderin eksenimde döndüğünü ve ağzımdan çıkan her kelimenin bekçisi olduğunu seni değil de yaşayacaklarının koruyucusuymuş gibi..Pusuda hazır beklercesine acımasızca nasıl da sana baktığını ne yaşayacağını bilircesine..Gücünü sınarcasına onun işine ne yarayacaksa benim ağladığım ya da güldüğüm korkum ya da cesaretim..Ne kadar da emin kendinden;hayatımızı irdeleyip ters yüz ederken ne kadar da memnun..
İşte böyle bugün kendime izin verdim.Dedim ya;düşüncelerimi tamamen soyutladım.Hani parktaki çocuklar gibi ben de saldım düşüncelerimi;'Kirlenin düşe kalka..Şekli şemali düşünmeyin.Özgürce oynayın ve sonra n'asılsa geri dönecek çocuklar eve;düşünceler beyne..' Yeniden kaldığın yerden yaşamaya,şükretmeye,hamdetmeye,tövbeye ve kaderciliğe devam..Gücün ne kadarsa işte öyle..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
İnsanlığın Dini : Hoşgörü
Anlatıyorum,istersen dinlersin..Bugün yılbaşı;yeni bir seneye giriyoruz..Yeni umutlar,dilekler,temenniler..Birçok insan yeni bir yaş daha aldığı için mutlu;kimisi hüzünlü büyüdüğü ve sorumluluğa doğru bir adım daha ilerlediği için..İnsanlar bütün dünyada,sanıyorum aynı zamanda saat farkıyla yeni yıla giriyor..Planlı yaşayan markayla düşünen ona yapıştırılan yaftalarla karakterini belirleyen kişi,olaylara karşı verdiği reaksiyonlarla farklılaşabilir..Mesela gözümü açtığımdan itibaren hayata;bana öğretilen ve dayatılan,yani kastettiğim sadece ailede gördüğüm değil,mekanizmatik olarak neyi algıladıysam bana mantıklı gelen beni eğlendiren bana yaşam sevinci aşılayan ne varsa benim yolum olmuştur.Böyle düşünmem için benim bir kuruma,kültüre ya da farklı ülkelere ihtiyacım yok.Çünkü bana göre insan bir ülkedir.Kendi içinde iç çatışmalarıyla meleki ya da şeytani düşünsel gücünü birbiriyle çatıştırabilir ya da bir ittifak kurdurabilir..
Aslında ben kendime baktığımda kimlik olarak müslümanım.Ama ne kadar;bu tartışılabilir..Fakat tartışan ben olmam.İnsani birtakım kavramları;hiçbir kurum ve sistem farklı düşündüremez.Çünkü ben,hangi uyruğa doğduğumu ve hangi dine bağlı olduğumu bilmeden doğdum.Memnun değil miyim;haşa..Bu benim için tartışma konusu bile olamaz.Elhamdülillah elimden geldiği kadar müslüman kimliğimle yaşamaya gayret ediyorum.Sorun ne?Bana göre sorun yok..Son zamanlarda dünyada küçük toplumların arasında insan fanatizmi,ırkçılık oldukça popüler olmuş.Bunu kendi dinimde de görüyorum.Birçok insan kendisini ifade edebilmek için yapabildiği kadar iyi olan ne varsa kendi seçimi olduğunu düşünerek bununla böbürlenir.Ama bu özgürlüğü karşı tarafa vermez.Onu bir şekilde eleştirerek aşağılayarak kutuplaşma bozgunculuk çıkararak kendisine kimlik kazandırır.Ben şunu hazmedemiyorum;hele şu ara sosyal paylaşım sitelerine baktığımda arkadaşlarımızın dünyayı sadece kendi gözlerinden gördüğünü ve bunu diğer insanlara dayattıklarını görüyorum..Bu hangi dinden olursa olsun;bana göre kötü kötüdür,iyi iyidir.Yani insanlığın dini tektir.Merhametli olmak için bir dine mensup olmamız gerekmiyor.İnsanlara tebessüm etmek yardımda bulunmak onların dertlerini paylaşmak onları anlamak için bir kuruma bağlı olmak gerekmiyor.İnsanı insanla kirlettiğimiz gibi ayrıca aklayabiliyoruz da..
Bu işin insani boyutu..Şimdi konunun bir de dini kısmına bakalım.Şöyle diyoruz;"Noel Baba bizim dinimizde yok." vb..Yılbaşı,anneler günü gibi insanı hatırlatan herhangi bir özel gün ve isterse bize ait olmayan ama içinde birliği ve düzeni barındıran şefkati hatırlatan dünyanın neresinde olursa olsun bizimle alakalı olmayan farkında olmayarak taklit ettiğimiz bunun gibi çok şey var..Mesela şöyle diyorlar;"Batılı da bizim Kurban Bayramı'mızı kutluyor mu?" Sürekli sürekli irdeliyoruz.Hep hesapçıyız.İşimize gelmeyen şeyleri eleştiriyor;işimize gelen şeyleri hayatımızın içine alıyoruz.Hatırladığım kadarıyla teknolojiyi hep o beğenmediğimiz toplumlardan alıp kendimizle özdeşleştiriyoruz.Sonra;"Bizler farklıyız.." deyip kendimizi başka bir yere koyuyoruz.Onlar dediğimiz kesimin yaklaşık yüz senedir etinden,sütünden;giyim şeklinden;şarkısından,türküsünden yararlanıp son model ne varsa takip ediyoruz.Ve sonra da riyakârlık yapıp içimizdeki vicdanla,hani sözüm ona müslümanız ya,arada bir hatırladığımız dinimiz,hele bir de yılbaşı geldiyse hiç susmayan çenemiz..
Ben dürüstlükten yanayım.Tam olarak olamıyoruz.İğneyi ilk önce kendime batırıyorum;çuvaldızı başkasına..Biz kendi içimizde müslümanlığın neresindeyiz;dini ne kadar çok yaşayabiliyoruz;kendi nefsimize söz geçirebiliyor muyuz?Kendim için söyleyeyim;n'asıl yaşıyorsam o..İçtiğimiz ve tedavi olduğumuz reçetesi bile yabancı olan ilaçlarla şifa buluyoruz.Bilmediğimiz lisanlar ama nefret ettiğimiz insanlar..Elhamdülillah müslümanım..Yaradan'ı ne hatırlatıyorsa ben orada varım..Herkese hayırlı seneler..İman,sağlık,huzur,barış diliyorum "ayrıca bütün dünyaya"..Yaratılanı sevelim;Yaradan'dan ötürü..
Havva'nın işi zor..
Bugün mütevazı olmaktan bahsedeceğim..Hiç kimse kendine kibirliliği yakıştıramaz.Mesela sorulduğunda; "Ben çok alçak gönüllüyüm.Her yere uyarım.Kılı kırk yarmam.Armudun sapı;üzümün çöpü demem." derler.Yani bunları söylemekle kendisinin mütevazı mı olduğu çıkar ortaya?Yoksa; "Ayinesi iştir kişinin;lafa bakılmaz." atasözü böyle kişilikler için de söylenmiş olabilir mi?
Mesela ben bu yazıyı yazarken kendime bile; "Bu ne cüret?Sen yazı yazacak birilerine ahkam kesecek kadar engin bilgilere sahip değilsin." diye soruyorum.Sonra cevabında; "Ben zaten yazmıyorum,konuşuyorum;böyle yaşıyorum,böyle hissediyorum." Bu zamana kadar hayatımda rastladığım yaşadığım ortamda;yakınımda,uzağımda yani yol aldığım her yerde bu tip insanlarla kesinlikle muhatap oldum.Bizler inanan olarak bir türlü peygamber efendimizi iyi anlayamıyoruz.Onun için 'gelmiş geçmiş en iyi insan' diyoruz.Bunun için bile kişinin kendinden şüphe etmesi gerekir.Çünkü "O",Allah'ın sevgilisi diye nitelendirilmiş rahmanın ismiyle yazılmış..Ne cüretse "O"na 'gelmiş geçmiş en iyi insan' demenin,hâşâ,"O"nu bir platformda yarıştırmaktan hiçbir farkı kalmaz.Ben kendi adıma üzülüyorum..
Öyle insanlar gördüm ki ihtiyacı varken kimseye el açmayan..Öyle insanlar da gördüm ki el açtıkça zenginleyen..Peygamber efendimizi alçak gönüllülüğüyle,mütevazı kişiliğiyle,şefkatiyle ve merhametiyle tanırız.Biz onu ne kadar çok yaşıyoruz ki eğer müslümansak..Ha diyelim değiliz;bu bizim ukala olmamızı geldiğimiz yeri unutmamızı ve maddeyle insanlaşmayı asla gerektirmez..
Görgü,eğitim,anlayış bunlara meraklı olana..Çünkü bana göre her şeyin sanatçısı olabilir.Dürüst bir yaşamın insanı olmak sertifika gerektirmez."Bu tuzlu,bu çok acı,bu çok çirkin,bu çok tatsız,bu çok küçük,ben ona mı layığım,vb." gibi büyük sözler;küçük lokmalar..Neydik,ne olduk,ne olacağız..
İyisi mi cahil kalın..
Cahil kalın.Öğretmen,doktor,mimar,vb. olun.Hatta bazen ünlü düşünün.Ama sakın öğrenmeyin.Mutlaka okuyun.Ama numaradan,pratikten,el yordamıyla cahil kalmak için okuyun.Çünkü cahillikten çıkmak için bir meslek edinmeniz şart.Eğer bu mesleklerden edindiyseniz sizin için yeterli.Çünkü kimisi için etiket cahilliğini örtebilir.Ama kastettiğimiz sadece okuma yazmaya meslek edinmeye yönelik eğitilmekse..
Çünkü eğitilmek doğuştan başlar.Sormayla merakla bazen yoklukla bazen varlıkla..Çünkü ben şunu anladım.Hangi konuda hassassam karşımdakini de öyle sandım.Benim canımı acıtanın onun da canını acıtacağını sandım.Ben ne kadar fedakârlık yaparsam mutluluğu tamamlar sandım.Ve dikkat ederseniz birçok kesim ve belki de entel denen camia yazımı okusaydı;çok acıtasyon bulurlardı.Ama şimdi böyle hissediyorum.Bu soylu kesim,bu tip konuşmaları daha dinlemeden alaturka bulabilir.İşte kastettiğim buydu.Yani bir grup insan kendi içinde birtakım gettolar oluşturmuş kro,avam,gericilik,vs. kelimeleri ağızlarına sakız etmiş durumdalar.Ve onların tabiriyle;halk denen kesim dört duvar okumamış hayata emek vermiş ve fiilen eğitim görmüş ve ölene kadar sürecek muhasebe yapabilecek hayatın ona sunduğu öğretmenle yaşam boyu öğrenmeye devam edecektir.Ve onlar bu beğenmedikleri topluluğu her daim reddedebilirler.Ama anlayamadıkları bir şey var.Kimliklerini bu tip topluluklara borçlular.Şu içinde bulundukları mevkiler beğenmedikleri toplumlara hizmet vermek için..
Sözüm ona okuyup adam olurlar.Ama gelişmiş bir insan olamazlar.Çünkü bunun için ilk önce inanan olmak lazım.Yaradana ve onun yarattıklarına dünyaya gönderdiği-adına üzüntü,sıkıntı,varlık,yokluk,düşmek kalkmak kibir,acı,vs. denen- öğretmenlerimize inanmak..Bunları reddettiğimiz sürece bize hiçbir şekilde isim verilemez.Çünkü öğretmen ve öğrenci olmadan önce hepimizin ilk önce mümin ismini alması lazım.Dünyevi ihtiyaçlarımızı giderebilmek saygın meslekler edinebilmek sözüm ona daha çok para kazanabilmek için okumaya tamam ama adam olmak için okumaktan ziyade ilk önce iman asıl olan.Çocuklarımıza ne kadar çok mal,mülk bırakacağımızı düşünmek de güzel.Ama onlara mirasımız ilk önce güzel ahlak,utançtan uzak;Allah'a yakın,'O'nu hatırlatan bir hayat olsun.Çünkü hayat öğretiyor..
Bilmek istemiyorum..

Biz neyiz?Kimse var mı orada?
Seyrediliyoruz..Seyrediyoruz..Bu dünyanın düzeni bazen şekilsiz bazen kırık dökük..Uzaydan baktığınızda net bir daire düşünün;pürüzsüz..Yaklaştığınızda dağlara,tepelere,şekil şekil binalara,denizlere,ovalara,çöllere ve devasa yeşilliklere sahip gibi görünüyor dünya..Bazen yerleşimi adaletsiz;kurak ve kıtlık..Bazen de savaş ve ölüm yaşam biçimi..Kimi de hiç doymamışçasına aklı fikri cinsellikte ve yemekte..
Şimdi bu dünyaya kimlik kazandıralım ve ona bir karakter belirleyelim.Sonra önüne bir ayna koyalım.Seyret diyelim ya da seyredelim.Bakın bakalım;benzerliğimiz var mı..
Şekilsizlik;kırık dökük kaygılarımız,sıkıntılarımız ve umutsuzluğumuz..Dağlarımız,tepelerimiz;sarsılmaz gururumuz ve kibirimiz..Ve binalarımız;kendi kendine oluşturduğumuz sözüm ona karakterimiz..Denizlerimiz;uğruna değmeyen arzularımız,hayallerimiz ve değerlerimiz için akıttığımız gözyaşlarımız..Ve ovalarımız,çöllerimiz;işe yaramaz hissettiğimiz zamanlarda gördüğümüzü sandığımız seraplarımız..Ve devasa yeşilliklerimiz;egolarımız yükseldiğinde onore edildiğimizde sergilediğimiz tavrımız..
Gelelim adaletsiz oluşturulmuş mekanlarımıza:İyice verimsizleşip anlamsızlaşıp yetmezmiş gibi etrafa salgıladığımız negatif enerji ve devamında haklıymışçasına istediğimizi alabilmek için tercih ettiğimiz savaşlarımız..Ve sonra doyumsuzluk;erkek kadın gidebildiği yere ve birbirini yiyebildiği kadar..Sonuç;zamanın ölümü..Rahmet..Sizce biz neyiz?
Kirlenmek Güzeldir..
Bugün yine açtım ağzımı,yumdum gözümü..Bugün izin verdim kendime..Hani olur da bir annenin çocuklarını güzel bir parka götürüp;'Hadi oynayın,bir saatiniz var.Kirlenin kumlarda..Düşe kalka oynayın istediğiniz gibi..Düşünmeyin;şekliniz şemaliniz bozulur diye.' demesi gibi..İşte ben de bazen böyle yapıyorum.Beynimi bütün inançlardan ayırıp özgürce bırakıyorum.Öfkemi,korkularımı,şüphelerimi ve alabildiğince sesimi boşluğa bırakıyorum.
Onlara bir set örmedim.Öfkemden herkes nasibini aldı.İçinde bulunduğum durumdan onların sorumlu olduğunu haykırdım onlara.Kim aklıma geldiyse,buna dağlar da taşlar da dahil,onları suçladım.İlk önce en yakınımdakileri..Daha sonra düşündüklerimi..Sonra da tetikleyenleri..Dedim ya;herkesi,her şeyi..Bugün yine izin verdim kendime.Bırak olgun olmayı inancı,tabuları;hepsini bir anlığına rafa kaldırdım.Bir sürü keşkeler buldum.'Keşke onları görmeseydim.','Keşke oraya gitmeseydim.','Keşke onu tanımasaydım.' Keşke,keşke..Oturdum,yetmedi;ö fkemi yenemedim.Daha da kızdım kendime.Camdan dışarı baktım.Kimi gördüysem eleştirdim;buna kuşlar,düşen bir yaprak,gökyüzü,yağmur da dahil.Çünkü onlar benim en yakınımdakiler..Çünkü onlar da benim şahidimdi..Sanki bana yeteceklermiş dur gitme diyeceklermiş bunu kendine yapma diye beni uyaracaklarmış gibi onlardan medet umdum.
İzin verdim kendime.Hayal ettim güzel bir yer,güzel bir ağaç ve o ağacın altına oturdum;düşündüm yapayalnız olduğumu kaderin eksenimde döndüğünü ve ağzımdan çıkan her kelimenin bekçisi olduğunu seni değil de yaşayacaklarının koruyucusuymuş gibi..Pusuda hazır beklercesine acımasızca nasıl da sana baktığını ne yaşayacağını bilircesine..Gücünü sınarcasına onun işine ne yarayacaksa benim ağladığım ya da güldüğüm korkum ya da cesaretim..Ne kadar da emin kendinden;hayatımızı irdeleyip ters yüz ederken ne kadar da memnun..
Onlara bir set örmedim.Öfkemden herkes nasibini aldı.İçinde bulunduğum durumdan onların sorumlu olduğunu haykırdım onlara.Kim aklıma geldiyse,buna dağlar da taşlar da dahil,onları suçladım.İlk önce en yakınımdakileri..Daha sonra düşündüklerimi..Sonra da tetikleyenleri..Dedim ya;herkesi,her şeyi..Bugün yine izin verdim kendime.Bırak olgun olmayı inancı,tabuları;hepsini bir anlığına rafa kaldırdım.Bir sürü keşkeler buldum.'Keşke onları görmeseydim.','Keşke oraya gitmeseydim.','Keşke onu tanımasaydım.' Keşke,keşke..Oturdum,yetmedi;ö
İzin verdim kendime.Hayal ettim güzel bir yer,güzel bir ağaç ve o ağacın altına oturdum;düşündüm yapayalnız olduğumu kaderin eksenimde döndüğünü ve ağzımdan çıkan her kelimenin bekçisi olduğunu seni değil de yaşayacaklarının koruyucusuymuş gibi..Pusuda hazır beklercesine acımasızca nasıl da sana baktığını ne yaşayacağını bilircesine..Gücünü sınarcasına onun işine ne yarayacaksa benim ağladığım ya da güldüğüm korkum ya da cesaretim..Ne kadar da emin kendinden;hayatımızı irdeleyip ters yüz ederken ne kadar da memnun..
İşte böyle bugün kendime izin verdim.Dedim ya;düşüncelerimi tamamen soyutladım.Hani parktaki çocuklar gibi ben de saldım düşüncelerimi;'Kirlenin düşe kalka..Şekli şemali düşünmeyin.Özgürce oynayın ve sonra n'asılsa geri dönecek çocuklar eve;düşünceler beyne..' Yeniden kaldığın yerden yaşamaya,şükretmeye,hamdetmeye,tövbeye ve kaderciliğe devam..Gücün ne kadarsa işte öyle..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



